5 Aralık 2018 Çarşamba
HAYATIN İÇİNDEN
MÜSLÜMAN GENCİN SOSYAL MEDYASI
8 Ekim 2018 Pazartesi
AŞIRILIĞI TERK ET KENDİNİ SEV
Günler çabuk geçiyor. Ve günler çabuk geçtikçe her şey git gide farklılaşıyor, değişiyor ve gelişiyor. Olumlu veya olumsuz hayatımızda bu zamana kadar o kadar çok anlar yaşadık ve gözlemledik ki geriye doğru baktıkça nerelerden gelmişiz be kardeşim diyemeden edemiyoruz. Tabi bu söylem bizim nesil için geçerli olsa da bu zamanın içine doğan kardeşlerimizde yine geçmişle günümüzü kıyasladıklarında bize hak verir cinsten bu ve bunun gibi tepkileri verebiliyorlar. Hayat kısa, kısa olmasından dolayı olsa gerek çok hızlı ve her anında yeni bir olgu, terim, buluş ve olaylarla karşılaşmak mümkün. Şaşırmamak elde değil ama milyarlarca insanın yaşadığını düşününce sanki biraz makul bir hale gelebiliyor. Gecesi herkese gece, gündüzü herkese gündüz aslında, ama yine de her insan farklı bir alem. Durum ve hal böyle iken teknolojinin de alıp başını gitmesi de aslında yadırganamayacak bir durum lakin ya bunu da mı yaptılar diyebiliyoruz.
Teknoloji çağındayız arkadaşım. Bir tıkla her şey oluyor sakin. Ne teknoloji çağıymış değil mi? Yavrum bırak o telefonu kör olacaksın gibi şeylerde var onu da eklemeden geçemeyeceğim. Bu ve bunun gibi söyleyemediğimiz ve söylenen şeyler… Aslında teknoloji herkes tarafından karşılık bulan, işleri daha kolaylaştırır hale getiren, fayda sağlayan ama yan etkileri de olan bir ilaç gibi. Çeşitli yönlerinden ziyade çağımızı anlamak adına vesile olduğu tahribatları ele almak daha makul ve yararlı olacak kanaatindeyim. Sağlık açısından ne raddelere geldiği hep konuşulur ve bilinir. Herkesin iyi veya kötü bu konuda bilgisi olduğundan dolayı buraya girmeyeceğim. Bunun yerine biraz daha toplumsal ve birey üzerinden hareket edeceğim. Öncelikle, bireyi toplumdan soyutlamasından başlayacağım. Nasıl yani diyeceksiniz, yeni bir dünya gibi düşünün derim. Hani hakikatte asosyal ama sanalda sosyal olmak var ya işte tam karşılığı budur. Bu durum ile alakalı kıymetli büyüklerimizden çeşitli güzellemeler, değerli görüşlerde var. Çoğumuz bunlara kulak asmıyoruz maalesef. Gerçek hayatta asosyalliği sanalda sosyal olmaya tercih ediyoruz. Kıymetli okuyucu bana darılma ama bende geleneksel ve modernlik arasında git gel yaşayan birisiyim. Sizde bunun gibi git geller yaşayacaksınız veya yaşadınız. Bilenler bilir ama ben bilmeyenler için tekrar edeyim, bir yaş aralığı var, işte o yaşı aralığını herkes için kestirmem mümkün değil ama siz onu hissedeceksiniz o raddeye gelindiğinizde anlayacaksınız. Belki pişman olacak, belki sevineceksiniz geçmişe bakıp. Lakin bir gerçek var ki yürek burkan cinsten, bu da teknoloji denen illetin sokak oyunlarımızı ve kurduğumuz hayal güçlerimizi maalesef satın almasıdır. Ahhh nerde o diye başlayan cümlelerin içinde işte bu yatar. Hayatımızda da çoğu şeyler ile bağdaştırabiliriz. Ama en önemlisi bizi biz yapan değerlerden alı koyması. Mesela insanların birbirine olan güvensizliği, tahammülsüzlüğü bundan ötürü gelir.
Her şeyi bunu içine sıkıştırmışlar da artık burası varmış, yeni dünya burada haydi sende gel, ne kadar cahilsin keşke ölsen ve daha niceleri... Bilmem daha gerçekçi şeylerden bahsetmeme gerek var mı? Hani iliklerimize kadar hissettiğimiz gerçek olan her şeyden. Dostluktan, yardım severlikten, saygı ve hürmetten ve nicelerinden. Hepsi bir bir yıkılıyor. Bunca aşırılığın içinde tükeniyor hepsi ve bizde tükeniyoruz. Bunca aşırılığın, israfın, kötülüklerin alıp başını gittiği günümüzde fitili ateşleyen nedenlerdendir teknoloji. Dikkat çekmek isterim aşırılık ve israf zaten en baştan beri vesile olduğu şeyde buydu. Boşa zaman kaybı da israftır. İsrafı tetikleyen aşırıcılıktır zaten. Olayın bam teli denilen noktası aslında tam olarak burası. Kapitalizmin etkisi ile sürekli içimize işlenen aşırıcılık olgusu insanlığı doyumsuz bir noktaya getirmiş durumda. Zaten fıtrat olarak da nefsimiz nedeni ile buna meyilliyiz.
Çözüm noktasına gelecek olursak aslında çok basit ama bazı ön kabulleri var. Yapabileceğimize kendimizi inandırmak bunun ilk adımı ve ardından hemen harekete geçebilmek kadar basit bir temeli var aslında. Ardından zaten iplik söküğü gibi gelecektir zaten. Teknolojiyi şuan ayaklar altına almış gibi gözüküyor olabilirim lakin tam aksine aslında yaptığım atıflar ile aşırıcılığa vurgu yapıp üstüne daha güzel düşebilmek için bu yolu seçtim. Yaşam sürdürdüğümüz şu dünyada var olan soyut somut her şeyin bir nedeni var. Ve aşırıcılık her zaman kötülüğe ve kötü olana davetiye çıkaran ilk nedendir. Her şey hak ettiği kadarı ile güzeldir. Aşırıcılığı terk et, kendini sev. Sev ki dünyada ve hakikatte güzel olan her şey yine layığını bulsun. Hayat denen bu yolculuk da bundan ibaret zaten.
16 Eylül 2018 Pazar
Küçük Tatlı Şeyler
9 Eylül 2018 Pazar
Heveslerimiz
20 Nisan 2018 Cuma
Mutlak Yaşananlar
Evet ara verdim. İç dökmeye, gündeme dair konuşmaya falan. Ama hiç kalp kırmadım. En çokta buna dikkat ettim. Nedense bugünlerde insanlar anlamlandıramadığım şekilde bu amaç için yarışır halde. Hatta işi dahada boyutlandırarak insanların başından aşağı bombalar yağdırır halde. Çivi civiyi sökermiş. Hakikaten çocuk masalı bunlar. Hurafe hatta. Gaye açıkça belli değil mi ? Onca yapılanlar ve günah çıkarma çabası ile yapılan açıklamalar. Hakikaten enteresan değil mi ? Yürek dayanmaz akıl almaz kabullenmez olanları. Niyet sadece daha fazla kan ve sömürü. Daha fazla kırılan kalp, daha fazla ve daha fazla. Kürsülere çıkan şahısların açıklamalarını dinliyoruz. Sanırsın yapılanları meşrulaştırmak için Jonylere dua ediyoruz evlerine dönsünler diye. Onlarda çoluk çocuk sahibi nede olsa. Bunun hiç bir şekilde meşru bir zemini olamaz. Ben insanım diyen bunu kabullenemez. Saçma sapan yasanan olaylar sizi kararlarınızdan saptırmasın. Ortada hainler var evet onları yönlendirenlerde var taksimatı iyi yapmak lazım. Herkese hakkını verebilmek lazım. Yoksa onca yetki bu ümmetin gazı almak için değil doğruları bilip haklı tepkilerle doğrunun yanında olmalarını sağlamalıdır. Evet biraz ara vermiş olabilirim kendi çapımda değerlendirmelere ama çizgimi kaybetmedim. Hiç bir zaman Amerika'ya stratejik müttefik olarak da görmedim. Veya İsrail'e dostumda demedim. Hep onlara karşı tavırlı ve aslında ne yapmak istediklerini bilir halde idim. Milli Görüş sağolsun. Çocukluğumdan bu zamana bir bakış açısı kazandırdı bana. Gösterilen hedefe değil ardındaki sebeblerede tepki göstermeyi öğretti. Bugün başımazdakilerin ne yaptığını kimse kestiremiyor. Veya abuk sabuk çıkarımlar ile haklılık denklemleri kuruyorlar. Onlara sadece şunu demek istiyorum. Sizin yerinize sizin ülkeniz için karar veren bir guruh olsaydı ve olmayan bir şey nedeni ile ülkenize askeri hamleler yapsa idi ne hissederdiniz? Arap Baharı bahane arkadaşlar. Halkların özgürlüğü vs. de yalan dolan çokta şey etmeyin yani. Ortada tepki gösterilecek kişiler barış çubuğu uzatıp arkasında silah gizleyen adamlardır. Yani kimse masum değil kimisi dili ile kimisi fiileri ile kimisi silah ile kimisi diplomatik baskılar ile beklenen ve gerçekleşen son mazlumların canlarını teslim edişi oldu hep. Kendimize gelelim bütün insanlık için yoksa yaşanabilecek bir dünyamız bile kalmayacak. Evet kalmayacak vakit daralıyor. Der ve hakikatlere sarılırım. Veleddalin amin.
13 Nisan 2018 Cuma
Bir Mücadelemiz Vardı
Neyin mücadelesini verdiğimizi ve ne şekilde vermemiz gerektiğini bilseydik, geceler güzel olabilirdi. Öyle güzel olurdu ki gece gökyüzü yıldızlarla çevrili olabilirdi mesela. Mesela sokak lambaları yolumuzu aydınlatmasa bile güven ve huzur içinde yürüyebilirdik sokaklarda. Bir kış günü bile dahi olsa içimiz sıcacık olur etrafa güzellikler saçardık. Bir yaz günü ferahlatan rüzgar olurduk belki. Belki bir ilkbaharda çicek kokuları saçardık kim bilir ? Kim bilir ? Bir sonbaharda kol kola yürürdük mevsime inat kardeşçe, birlikte yanlızlığa savaş açmışcasına. Her yaptığımız iş bereketli olurdu verdiğimiz mücadeleyi bilseydik. Dik durabilseydik. Ne olursa olsun doğrulardan şaşmasaydık. Küfüre en büyük darbeyi biz vururduk. Dize gelen her kötülükte daha bir aşk ile savunurduk mücadelemizi. Var mı bundan ötesi ? Elbette ki yok. Ama mücadelemizi bilseydik oysaki. Nedir bu mücadele ? Neyin mücadelesi ? Belkide kaybedeceğiz diye çatırdıyan seslere inat yürümemiz gereken mücadele. Eğer böyle yapmasalı bol tavizli cümlelere inat bir mücadele. Doğruya en yakın olan yanlışı değil en doğrusunu seçen mücadele. Birlik mücadelesi, beraberlik mücadelesi, kardeşlik mücadelsi adını siz koyun. Onca koyulan ada rağmen aynı kapıya çıkması ile keşisin yollar. Ama dedik ya bilseydik mücadelemizi. Bilmeden olmaz. Biliyormuş gibi davranarak hiç olmaz. Olmayacak yollar ile güzel sonuçlar için dua edilmez, beklemekte olmaz. Usül, kaide her kapıyı açar bazen zorlayarak sınar, bazen sanki yanlış bir yoldaymışsın hissiyatı verir ama bilinmelidirki sabırda bir mücadeledir. Ve mücadelelerin en şereflisidir. Bilmek lazım, öğrenmek lazım. Unuttuysak hatırlamak lazım. Bir kalbimiz vardı onu hatırlayalım. Kalbimizin içinde ümmet için kocaman bir yer vardı işte onuda hatırlayalım. Nefsimizin kurbanı olmayalım.