31 Ağustos 2017 Perşembe

Şimdi Olmazsa Ne Zaman ?

Şimdi olmazsa ne zaman ? Ertelemek üzere sonra görüşürüz. Kayıplardayız. Cesaretimiz yok yine içimize kapanmışız. Çekiniyoruz kendimizden bile, kendimize bile kaçamak cevaplar verir olmuşuz. Ötesi berisi yok, galiba hepatit üşengeçlik virüsü kol geziyor coğrafyamızda. Bu coğrafyaların insanları artık neye kanaat getireceğinin farkında değil. Hava sıcak acaba güneş mi başımıza geçti ? Ne bileyim kafamıza saksı mı düştü bir pencereden ?  Geçme geçme kardeşim namert köprüsünden bitirirsin insanlığı örtersin cümlesinin üstüne kara toprakları. Israrla hep bir geri adım atma ilk engelde cayma, hatta bir engel belirtisinde bile bak bak gördün mü ? O işler öyle olmuyor ustaaa replikleri ile hayatımızı devam ettirir haldeyiz.


Bir şeyleri yanlış anlamış olacağız, hak ortaya çıkınca Erdal Bakkal abimiz gibi bana böyle söylenmedi gibi tepkiler verebiliyoruz. Veya kardeşim banane ya o ilk adımı atsın sonra ben atarım gibi böyle beklemelik böyle ne bileyim herkesin birbirini beklediği kısır döngü içine girdik. Daha çok bekleriz, İsmail abinin kuru yük gemisi gelir ama biz bu bekleyişle daha çok bekleriz. Hiç beklemediğimiz ölüm bizi bulur sonra halimiz nice olur işte. Gerçekten bazı şeyleri bildiğimiz halde bile çok anlamsız tepkiler veriyoruz, kazanacağımızı bile bile mağlup oluyoruz. Abi haydi iki top çevirelim sitemli ilerliyelim,yok daima yana pas bu ümmetin direncini kırıyor. Ya bu milletle bir yere varılmaz, ya biz haddimizi bilelim bizim önümüzü keserler, ya dünyayı ben mi kurtaracağım ? Boş ver. Aksiyon eksikliği vücut direncini düşürür uzman cihad doktorları uyarıyor. Hakiki manada hayatımızın her alanında aksiyon eksikliğimiz var. Zaman mağralara çekilme zamanı olsaydı ortalık bu kadar fitne ile kaynamazdı. İnanın zaman geri çekilme değil ileri atılma zamanı en azında üstümüze düşeni yapabilme adına çaba sarf edebilme zamanı. Şimdi olmazsa ne zaman ? Haydi düşünün, düşünelim bakalım.

25 Ağustos 2017 Cuma

KIRILMA NOKTAMIZ

Güzel günleri görebilmeye çabalıyoruz. Kırgınlıklarımızla her güne yeniden merhaba diyoruz. Bildiğimiz tek şey şuan yaşadığımız, bilmediğimiz milyarlarca belkide sayısını tarif edemediğimiz kadar bir dünya şeyleri vardır. Kırılgan olduğumuz doğru, yer yer hayat şartlarına uyum sağlıyamıyoruz. İçimizde yine bilmediğimiz pek çok karma karışık duygu. Hayatın bize getirileri elbette var ama götürüleri pek bir mühim. Yıllarımız geçiyor ve tırnaklarımızla kazıyarak geldiğimiz yerlerin bir önemi kalmıyor artık. Boş veremiyoruz boş ver desekte. Kavuşamayanlar var aramızda her güne kırılgan olarak uyanma gibi bir ihtimaleri var. Çünkü o noktasının en hassas olması kırılgan olmasının başlıca ihtimallerinden. İnsanların kavuşamamaları ve sevdiklerini kaybetmeleri en kırılgan noktaları olsa gerek. Çünkü şiirler hep hasret yüklüdür. Kavuşamayanların hikayesidir. İnanılır gibi olmaktan çıkmaya gerek yok bizim kırılgan yapımız kul ve kula karşı oluşumuzdan. Hayatın getirilerinin içinde sevinçlerle birlikte hüzünlerde mevcut. Hep güzel olan bir yer fani olabilir miydi ? Tabikide olamazdı. Sevdamız dağların yeşillikleri ile pekişiyor. Ağzımızdaki bir şarkı bir dize ile kor ateşlerde yanıyor. Size de can feda. Sevdanın, hasretin yıktığı yerlerden çıkan virane şehrin kardeşleri. Uzun bir yolun yolcusu olma hazırlığı içerisindeyiz. İçimizede bunca atılan dertlerin dere olup akmasından tarafız. Çiçekleri soldurmayalım. Kırılgan olabiliriz ama bunla hala yaşamasını öğrenmeliyiz. Hala bir arabesk şarkı dizesinde bulmayalım kendimizi hani o en damar olanından. Hangimiz sevmedik meselesi aslında hayatımızın arka fonunda çalması muhtemel o mahrur beste. İşte böyle hayat hikayesi incitme,incilirsin, kırma, kırdığın yerden kırılırsın. Güzel şeyler olabilme adına güzel şeyler yapma devam.Sabır, gayret, selamet.

20 Ağustos 2017 Pazar

Her Şeyin Fakındayız

Zamanın birinde hiç olmayacak şeylerin olduğu her şeyin seyrinden çıkarak farklı noktalara sapacağını göreceğiz. Hala yüzümüzde tebessüm olur mu ? Bilmem ama biz şimdiden her şeyin farkındayız. İnsanları bunalım üstüne bunalım geçirdiği ve psikolojik olarak her alanda sorunlar yaşadığı bu zamanda ilerde olacakları daha önceden kestirebilme meselesi önemli. Toplumun restore edecek bir insan yetiştirme potansiyaline sahip olan yerlerin nitelikli ve vasıflı insan yetiştirmesi gelecek adına umutla bakmamızı sağlayan tek tutarlı dal olsa gerek. Hayatın zorluklarını ne kadar farkında olsada doğru ve hak olandan hiç bir şekilde taviz vermeyen nesiller üzerine belli başlı insiyatifler alarak sanatını toplum için toplum yararına kullanabilmek adına yarış haline girmiş durumda. Yanlış değil doğrunun yanında saf almak için verilen bu kutlu yarış onlarla birlikte bir ümmetinde saadet ve selametine vesile olacak cinsten. Biz kazanırsak herkes kazanacak akımı ile birlik ve vahdeti sağlmak adına yoğun bir çalışma takvimi olan bu nesil ile bir olma adına bizde yerimizi almak istedik yeri geldi onlarla çocuk olduk keplerini taktık, yeri geldi abileri olup yol gösterdik, başkanları olduk hayırlı çalışmalara vesile olduk ama en önemlisi de kardeşleri olduk sevdik sevildik ayrı kalıncada hep özledik özlendik. Tabikide bu vuslat kısa süreli zaferin yakın olduğunu biliyor ve bunu söylüyoruz. Yinelemekte fayda var biz her şeyin farkındayız ve yanlış giden her şeyin tam karşısında, doğru giden her şeyin her zaman ve her yerde yanındayız. Selam olsun o güzel nesile....

10 Ağustos 2017 Perşembe

Tercih Meselesi

Hiç olmadığımız yerlerdeyiz. Genellikle istemediğimiz yerlerde. Hep bir şikayetler içinde buluyoruz kendimizi. Hayat bizi savurmayı çok sever. Yani aslında biz kendimizi savuruyoruzdur ama suçu hayatta buluyoruz. İstemediğimiz şeyler olabiliyor. Aklımız baya dolu oluyor, kararlar veremiyoruz mesela. Ama bir karar vermemiz gerekiyorken hala düşünmekten geri alamıyoruz kendimizi. Bazen olmaması gereken hiç beklemediğimiz şeyler olabiliyor hatta bazen değil çoğu zaman insanoğlu olarak bu durumlarda çok hazırlıksız oluyoruz malesef. Beterin beteri vardır en beteri hazırlıksız yakalanmak olsa gerek. Hiç beklemediğin bir an beklemedik bir olay başka bir işe odaklanmışken hemde olur mu ? Oluyor. Böyle zamanların çok zorlu zamanlar olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Çabucak geçmesi gereken zamanlar en azından biz bunu istiyoruz. Galiba hedefe giderken bazı belli başlı problemlerin olması her şeyin kolay olmayacağının kanıtı. Yaşamak bile kolay değil. Nefes alıp vermek bir yaşam belirtisi olabilir sadece. Kolay gözüken şeyler bile aslında zor. Bir zorluk bir bedel ödemeden aşılmıyor. Hayatın cilvesi desek ne kadar doğru olabilir. Bu bir sistem olsa gerek. Her hali ile bir sınanması olan dünyanın fertleriyiz biz. Can bedenden çıkana kadar son salisesine kadar sorumluyuz yaptıklarımızdan. Hiç olmadık zamanda hiç olmayan olaylara bir tepki olarak isyan yerine yeniden doğrulmak ve devam etmek en doğrusu olsa gerek. Bizi bekleyen birileri vardır illaki bizden beklentisi olanlar şimdi olmasa bile ilerleyen vakitlerde olacaktır. Kendimizden bile bir beklentimiz olmalı en başta mesela. Hayat zor ve insanlar tercihleri ile bir sınavın içinde. Her yaşam filminin başrolü biziz. Layığı ile yaşamak gayesi ile cümlemize kolaylıklar.

3 Ağustos 2017 Perşembe

Ezeli Ve Ebedi Olan

Güzel olamayan bir günün akşamında yanlış yapılan işlerin muhakemesini yapıyordum. Hayat gerçekten zor. Hayatın tam dönüm noktası olan yere gelince insan gerçekten anlıyormuş. Her şey maddiyat olmasada çorbayı kaynatacak kadar da bir kazanç için çaba verilmesi gerekiyormuş. Hayatın dalaveresi, acısı, mutluluğu ile yoğrulurken geçen zamanda tam manası ile pek bir farkına varmamışız. Gidecek yerimiz ebediyet olsada ezeli olan şu mekanda bu denli meşguliyetlerle yoğrulmak garip. Hayatın kendisi zaten garip. Bizi yine fani olan şeylere iterek günlerimizin geçirmesiden belli değil mi zaten ? Hakikaten bazen iki ciddi esasa sarılmaktansa garantici olup birine sarıldığımız zamanlar oluyor. Dünya mı ? Ahiret mi ? Birbirine bağlı iki önemli mekan. Biri ezeli biri ebedi olsada ikiside insanlık açısından ayrı bir yere sahip. Bir taraftan ahiretimi garantiye alıcam diye daha farklı şeyler ile meşgul olanlar, diğer taraftan bir daha mı gelicez dünyaya deyip har vurup harman savuranlar. Hal böyle iken İslamiyetin hep ölçülü olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Çünkü İslamiyet tek taraflı kazanmak değildir. Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışıp, yarın ölecekmiş gibi ibadet et bir felsefedir hemde temel hayat felsefesidir. Ne olursa olsun nitelikli ve güzel şeyler yapabilmektir asıl olan. Terazi bazen şaşabiliyor. İnsanız elbet buna da imtihan deniyor. Zaman akıyor vakit daralıyor. Az zamanda nitelikli işçilik ile ince eliyip sık dokuyarak ilerlemek mecburiyetindeyiz. Bu hem maddi ve manevi alanda da bizim düsturumuz olmalı. Böyle bir durumda tercih hakkım olsa ben bunu seçmeye gayret ederdim. Esas olan ölçülü olmaktır ve bunun için gayret edebilmektir. Gayret bizdendir ve hep bizden olacaktır.

1 Ağustos 2017 Salı

Haftalık Güzel Sözler Köşesi

İmâm Gazâlî (rahimehullah) şöyle demiştir:

"Kötü söz gibi su-i zan da haramdır.Bu bakımdan başkasının kötülüklerini dil ile zikretmek haram olduğu gibi, Müslüman hakkında içinden su-i zanda bulunmak da haramdır.

Ben bundan kalbin kinini ve başkasının aleyhine kötülükle hükmetmesini kastediyorum. Kalbinden bir anda gelip geçen şeyler affedilmiştir.

Kötü zannın haram olmasının sebebi şudur:

Kalbin esrarını ancak allâmu'l-guyûb olan Allah bilir. Bu bakımdan başkası hakkında kötü zanda bulunamazsın.

Ancak te'vîl kabul etmeyecek şekilde sana ayan beyân olursa, o zaman bildiğine ve gördüğüne inanmaktan başka seçeneğin yoktur.

Gözünle görmediğin, kulağınla işitmediğin bir şeyin kalbine düşmesine gelince, o şeyi senin kalbine şeytan atmıştır. Bu bakımdan şeytanı yalanlaman gerekir."

İhya-u Ulumi'd-Din