23 Kasım 2017 Perşembe

Bize Hep Bahar, Bize Her Zaman Yaz


Bize hep bahardır, bize her zaman yaz. Açan çicekleri konuşalım. Gülen insanların hayalini kuralım. Bize yeni bir dünyanın potresini çizmek düşse buna benzer düşüncelerimi çizerek yansıtmak isterdim. Çünkü güzel olan her şey insanlar arasındaki bağı kuvvetlendirir. Dünün bize dedelerimizden emanet olan dünyasını idame ettirmeye çalışırken yarına emanet olarak teslim edeceğimizi unutmamamız gerekir. Baharlar sonbahar, yazlar kış olmasın. Kalbi kırık, güvensizliğin hat safhada olduğu bir dünyada yaşamak ölümü beklemek gibi bir şeydir. Bencillik ve çıkarcılık böyle bir ortamın zehirli ürünlerirdir. İnsanlarımız bununla zehirlendiği andan itibaren hepimizin içini bir soğuk hava dalgası saracak ve kalplerimiz soğuyacaktır. Bir İsmail abi repliği ile devam edeyim bu bardağı yarısı boş diyen birine ne diyordu İsmail abi ne kadar da negatif adamsın o bardağın yarısı dolu diyordu. Yani ümitli olmanın önemi burda ortaya çıkıyor. Ümitli olan kimse çıkar ve menfaat gözetmez, bencil olmaz, kalbi sıcaktır, Allah için sever. Hani demiştik ya başta bize olduğu gibi ona hep bahar, her zaman yazdır. İşte öyle bir durum. Meselenin özü ümitsiz olmamak yoksa yaşam mücadelesinin de bir anlamı kalmıyor. Bu duygudan uzaklaştıran her ne varsa biz uzaklaşarak kaçalım ordan hızlıca. Sığınacak limanımız ümitvari bir dostumuz olsun.Bu tür insanlar azalıyor olsada hiç olmasından iyidir. Yoksa dünya nasıl bir yer olurdu ? Düşünelim ve bahar ile yazı hep beraber getirelim.

18 Kasım 2017 Cumartesi

Buyrun Beraber Olsun


Eğer bir sakınca yok ise biz gençliği imar etmek istiyoruz. Bugün her esen hafif bir rüzgarda savrulan bu gençliği himayemiz altına almak istiyoruz. Suni gündemlerden uzak tutup, ayrışma ve çeşitli etnik unsurlarla farklılaşmaması adına Halil İbrahim soframıza buyur ediyoruz. Dünyalık ne varsa geride bırakıldığı, niyetlerin halis, yüzlerde tebessüm eksik olmayan, paylaşmayı ve menfaatsizlikten uzak bir sofraya buyur ediyoruz. Herkesi bir birine denk olduğu üstünlüğün sadece ihlas ile olduğu bir dünya idealini konuşuyoruz bu sofrada. Herkesi ortak payda da nasıl buluştururuzun derdinin olduğu, itidalli olmayı kendine şiar edinerek, farklılıklarla değil benzerliklerle bir olabilmenin meselesi konuşuluyor bu sofrada. Bu sofrada sadece gerçekler ve gerçekler konuşuluyor. O yüzden televizyonun fişini çekip yüreğinin sesini dinleyenlerin aynı çorbaya kaşık salladığı bir sofra burası. Kayıp giden nesle ya böyle insanlarda var mı ?  Dedirticek bu topluluk tekraren izniniz olursa bir gençliği yeniden imar etmek istiyor. Güvensizlik ortamında güven tazelemek istiyor. Algıları doğru tarafa yönlendirmek istiyor. Bunu işitip tabi olmak ve oldurtmak bizim kalbi meselelerimize kalmış bir durum. Ama böyle teslimiyetede can feda. İzniniz olursa sofrada yeriniz, çorbada tuzunuz, çayda deminiz olsun, güzel bir dünya için bir adımınız olsun. Buyrun beraber olsun...

9 Kasım 2017 Perşembe

Emanet Bizdedir

Günümüzde sınır ihlali ve yasaların işleyişinin pek sağlıklı olmadığını görmek pekde zor olmasa gerek. Bunu sanki haklı bir gerekçeymiş gibi gösterip, ortadaki yıkımı durdurmak gibi yapay bir amaçla bugün girilen her toprak parçasında sorunlar bitmesinden ziyade dahada körüklenmiştir. Silah tacirlerinin daha zengin, yer altı ve yer üstü kaynaklarını alenen sömüren dünyanın süper güçleri olarak adlandırılan kan emicilerin daha karlı çıktığı bir zemin oluşturulmuştur. Nato, Bm gibi kuruluşların 3 maymunu oynadığı ve tiyatral oyunları insanları kalplerini kurutmuş ve gözlerini kör etmiştir. Bu gibi kuruluşların sadece yapacakları ve yaptıkları menfaat kapılarını aralamaktan öteye gidememiştir. Zulüm coğrafyalarındaki insanların durumları daha içler acısı hal almıştır. Hal öyleki sığınan mülteciler politik konu olmuş sanki bir kozmuş gibi söylenir ve bununla birlikte bir tehdit aracı olmuştur. Böyle çirkin bir ortamı dahada rezil bir hal almasını sağlayan bu mesele kabul edilebilir olamaz. Her platformda muhassır medeniyet olarak dünyaya dikta edilen batı medeniyeti insanlık tarihi boyunca hep sınıfta kalmış ve kalmayada devam edecektir. Ve bu durum batıyı daha canileştirici bir hal almasını sağlıyacaktır. Asıl olan zulümün kalkması ve ensar olabilmektir. Dünyanın güzel bir yer olması hepimizin yararına. Düşünelim, anlayalım ve harekete geçelim. Emanete hıyanet en büyük mesuliyettir. Malum olan can,mekan, zaman bizdedir, emanet bizdedir...

2 Kasım 2017 Perşembe

Yeni Bir Ses : İslam Deklarasyonu

Her kabullenişin ardında bir tehakküm vardır. Meselenin idrakine dahi varamamış kavimler bir yok oluşun pençesine esir düşmüşken cehaletin tehakkümü altındadır. Yine çıkarları doğrultusunda bir kabullenişin içinde olan topluluklar menfaatin tehakkümü altında yaşamlarını sürdürmekte gün geçtikçe acı çeke çeke parçalarını yitirmektedir. Bunca olanların ardındaki kan emici şer ittifakları hiç bir şekilde islami ve insani açıdan bir değer teşkil etmeyen bir deklarasyon safsatası ile müslüman aleminin başına musallat olmuş durumda. Buna çanak tutanlar, destek olanlar, göz yumanlar bir gün ibre kendileri gösterdiğinde enselerinde batılın soğuk nefesini hissedecekler. Hal böyle iken şer odakları ve onların taşeronları ile Filistin'de bir fiil ve diğer ümmet coğrafyalarında işin perde arkasında tam sürat ifsat ve zulüm faaliyetlerini sürdürmekte. Stratejik ortak olmak ile onurize edilen bu yapı ve yandaşlarına pastada pay bırakmak bir yana dursun pastayı bütün olarak teslim etmiş bulunmaktayız. Durumun izahati tek kelime ile vahim olan bu tiyatroda kötüler ne kadar kazançlı görünsede öte dünyanın, ölümün bir defa geleceğinin farkında olan şuurlu toplulukların pastayı adil bir şekilde dağatacağı Allah'ın vaadidir. Bir o kadar uzak bir o kadarda yakın bir o kadar dar bir o kadar geniş olan bu vakit diliminde nice zorluklara gögüs gerenlerin kazanacağı apaçık ortadadır. Batıl bir deklarasyonun mamülü olan her şeyin yıkılacağına inanıyoruz. Asıl olan İslam deklarasyonudur. Bütün insanlığın saadetine vesile olma adına kulakların pasını atmaya yetecektir. Boş lakırtılara kapılıp gayemizi ve hedefimizi saptırmaya gerek yok. Tek çare İslam deklarasyonudur...