28 Ekim 2015 Çarşamba

Allah’a ve Resulüne Savaş Açan Okunmuş Kapitalistler

Onlar Allah adını koydukları bir puta tapıyorlar.  Kuran’ın Allah’ına bizim iman ettiğimiz Allah’a değil!
Bakara 278-279:”Ey iman edenler, eğer iman edenlerdenseniz Allah’a takvalı davranın ve bunu Riba’yı terk ederek gösterin! Şayet bunu yapmazsanız bu size Allah ve Resulünden bir savaş ilanıdır! Lakin tövbe ederseniz anaparalarınız size aittir. Haksızlık etmezseniz, haksızlığa uğramazsınız…”
Kuran’da sadece burada Allah doğrudan savaş ilan eder. Peki neden? Çünkü riba, toplumsal çöküşün temel nedenidir. Bütün bankalar birer riba kuruluşudur. Kısacası kapitalizmin en büyük ibadeti ribadır.
Bugün sözde dini bankacılık adı altında, ribayı “ticaretle mukayese ederek” meşrulaştırma işi yapanlar, savaşa hazır olsunlar.
Amerika’dan korktuğu kadar Allah’tan korkmayan ve kuldan utanmayan hocalar serbest piyasa kaidelerini din, dolar paritesini iman, servet ve iktidarı itikat edinmişler.
Ve bu düzenin böyle gitmesine izin vermeyeceğiz!

Mgvli Cihadist

19 Ekim 2015 Pazartesi

Kafa Nereye Biz Oraya

Başım ağrıyor. Neden? Neden başım ağrıyor? Bilmiyorum. Yavuz abi yazı yazmamı istedi. 3 gün önce. Son güne bıraktım. Yaşaşın tembellik. Gündem yaz dedi. Ülkenin gündemi saatlik. Dün konuşulan şey bugün yok. Gündem konusunda maymun iştahlıyız. Aslında maymun iştahlılık değil. Gündemi zaten biz belirlemiyoruz. Başkaları belirliyo. Lanet olası başkaları. Kendi gündemini kendisi belirleyen bir tek biz varız. Biz kim? Üçüncü çoğul şahıs. Milli görüşçüler. Peki bizim gündemimiz ne? Yakında 1 Kasım var. Seçimler var. Heyecan üst düzey. Mitingler vs. Sonuçlar hayırlı olur inşAllah. Hak ile batıl. Geçen yine seçimler vardı. Sonucunu beğenmediler bi daha seçim dediler. Neyse sağlık olsun. Ülke için bir daha düşünme fırsatı doğdu. Bu haklarını da doğru düzgün kullanırlar umarım. Ülkenin başı yok. Olmuyo böyle. Kafa nereye biz oraya diyemiyoruz. Kafa yok çünkü. Saçmaladım. Başım ağrıyo. Ben saçmalamıyımda kim saçmalasın. Yavuz abi kızacak. Selamlar.

Talha (@cahilheriftalha)

Hak İle Batıl

Neyin derdindeyiz? Bu soruyu kaç defa soruyorsunuz kendinize? veya hiç sordunuz mu. Ben bir defa sordum o zamandan beri kafamda hep bir ağrı oluyor. Belki sizde de oluyordur. Her neyse. Evet yazı yazmak bir ihtiyaçtır, ama saçmalamadan yazmak. İçini dökmek. İçinin kırıntılarını toparlayıp yeniden dirilmek gibi bir şeydir. Tıpkı parça hamurlardan yapılan yeni ekmekler gibi. Günümüzde etrafınıza bakıyor musunuz hiç? sokaklara. insanlara. hayvanlara. vosvoslara. veyahut kendi metaforlarınıza. İnsanız mutlaka kafaya bir şeyler takıyoruz ama ne ölçüde. Bir zulmü mü yoksa telefonumuzun eski olmasını mı? Ülkemizin geleceğini mi yoksa yarın ne giyicem diye düşünmeyi mi? Elbette ikisini de düşüneceğiz ama belli ölçülerde. Önüzümüz 1 Kasım. Hak ile Batıl yine karşı karşıya. Arkamız 7 Haziran. Ondan öncesi 30 Mart yerel seçimler. Acaba ders çıkardık mı? Acaba bu sefer Allah'ın bize verdiği aklı doğru bir şekilde kullanabilicek miyiz? Daha dün dağlıca'da askerlerimiz şehit oldu. Biri Eskişehir'den. Karşı komşumuzun oğlu. Kim yaşamak ister ki bu acıyı? Meydanlarda liderler avazları çıktığı kadar değil yerleştirdikleri hoparlörler kadar bağrıyorlar. O ona saldırıyor o ona. Ne değişiyor? O şehitleri geri getirebiliyorlar mı? biri de çıkıp diyor mu biz bitireceğiz. Elbette ki hayır. Erbakan Hocamın dediği gibi çoluk çocukla bu işler olmaz. 7 Hazirandan ders almak varken neden doğruya en yakın yanlışta ısrar ederiz? Önümüz 1 Kasım. Gerçekten çok önemli bir seçim. Ve bu yüzden iyi düşünmemiz gerek. Elle tutulan beyannamelere, ülkenin sorunlarına tabi bir çözüm getirecek insanları desteklememiz gerek. Yaşanabilir, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya için, Suriye, Irak, Libya gibi olmamak için, Kentlerden kurtulup rahatlamak için oy verirken kuklacıyı vurun. Kuklayı değil.

Necmeddin (@takkelicecoo)