Yutkunmak kabullenmektir. İşte yutkunupta içimizi attığımız onca şeyler... Söyleyemediğimiz, söylemek istemediğimiz, söylemeye cesaret dahi edemediğimiz onca şey. İçimizde birikir birikir bir dağ olu verir, patlar volkan mı olur ? Yoksa bizimle birlikte mezara mı girer ? Bilinmez ama zalim dünya düzeninin savunucuları bizleri yutkundurmaya devam ettirdiği sürece hiçbir şeyin değişmeyeceği aşikar. Yarının umutlarını söndürüp doğruların üstünü kapatan bu zihniyet, yanlışa sevk ettirerek bir akıl tutulması furyasını gezegenimiz üzerine bardakdan boşalırcasına yağdırırken hiçbir şeyin farkında olmadan hayranlıkla seyireden insanlık ve sel ile sökülüp alınan vicdanların hesabı sorulur elbet.
Yutkunmanın onurlu bir davranış olduğunu bir orta yol bulma metodu olduğunu savunanların haksızlık karşısında baş eğmesi ile olan her şeyi meşrulaştırdı. Dik durup söyleyeceklerini söyleyenler yuhalandı, susturuldu,ciddiye alınmadı. Göçüp gidince bu diyarlardan hayırla yad edilebildi. Söylenilecek sözler içimizde hazmedilmesin. Yutkunmak kabul etmektir. Yutkunmak,boyun eğmek. Yutkunmak, susmaktır. Yutkunmak, zulüm. Bunca yanlış olan şeye ortak olmaktansa konuşmak en onurlusudur ve tek kurtuluş yoludur. Sözler yutkunulmak için değil söylenilmek için vardır. Ve öyle bir sözler vardır ki onlar yutkunulmaz ve hazmedilemez. Söylecek çok şeyimiz var. Sevmenin kelamları dökülmeli dillerden, kötülüğü bağrından vurmalı o kelamlar aydınlanmalı güzellikler. Söylecek çok şeyimiz var. İlk sözümüz, ilk adımımız, ilk bakışımız, ilk göz yaşımız, ilk gülüşümüz, karanlık zulmünden adalet nuruna...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder