19 Aralık 2017 Salı

Kasvetten Aydınlığa

Bugünlerin kahrolan,isyankar tarzında bir havası var. Aslında havasında mı yoksa suyundan mı bilinmez ama belkide ikisindendir. Bir gaflet bulutudur çökmüş çöreklenmiş omuzlarımıza omuzlarımıza. Garbın afakını sarmışlar, iman dolu göğüsler hiç bir zorluğu göğüsleyemez olmuş. Hakikaten de medeniyet tek dişi kalmış bir canavar oysaki. Ardından peşi sıra gidilen her şeyin uzaktan alımlı olması yaklaşınca bütün detayları ile ortaya çıkması ile ümitler yitiriliyor. Garip oysa özenmek ve kabullenmek bize en uzak olan iki kavramdı bir zamanlar. Şahsiyet ve halsiyet zedelenmelerinin sonucu ile derin uykulardayız hatta ölüm uykusu...


Bir soğuk rüzgar esiyor, bırakın dondurmayı keskin mi keskin kesip atarcasına. Kalpler taş olmuş, soğuk rüzgarlar ile dahada soğumuş. Küle üflemeyi geciktirenler, bundan geri durup sırt çevirenler, göre göre duya duya susanların vebali kat kat artıyor. Günah çıkarma seanslarına gerek yok ne yapılması gerekiyor ise o yapılmalı bu silsile domino taşı gibi gittiği sürece varacağı yer bellidir. Bir kaybediş bir kaybediş ve bir kaybediş daha...


Ağızlarsa Sezai Karakoç mısraları alınmasın bu kaybedişleri yaşayanların zafer müjdeleri vermesi manasız çünkü. Hatta şuan zafer kazanmış gibiler. Rüya rüya rüya. Uyan uyan uyan. Sisi dağıt, sirkelen, omuzlarındaki yük farkına varırsan ağır. Zaman az, hayat kısa. Kuşlarda uçmuyor bu arada. Güzel olana doğru dönelim ve emekliyelim. Güzel olacak her şey adına mücadeleye bismillah...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder